|

Hakkari yöresinin adına ilişkin ilk bilgilere,10.yy da Arap
tarih ve coğrafya kaynaklarında rastlanmaktadır. Ünlü Arap
tarihçisi İbn-i Havkal yöredeki Hakkari (Akar) aşiretinin adına
dayanarak Van Gölü’nün güneyine düşen bölgeyi Hakkari’ye
(Hakkarilerin Beldesi) adıyla anmaktadır. Hakkari kelimesi
güçlü, savaşçı, gücü yetebilen anlamlarına gelmektedir.Hakkari
aşireti bölgede bu gün de varlığını sürdüren 12 Ertuşi oymağıyla
12 Pinyanişi oymağından oluşmaktadır.Bu gün Hakkari Merkez
İlçesine bağlı bir köy ile,Yüksekova ya bağlı Oremar Bucağı’nın
bir köyü de yine bu aşiretin adıyla (akar)anılmaktadır.Yöre1536
da Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı topraklarına
katılmasından bu yana Hakkari olarak anılmaktadır.
Yapılan araştırmalar Hakkari yöresinde M.Ö.100.000-40.000 ile
tarihlenen Orta Palaolutik Dönemden başlayarak kısa süreli
yerleşmeler olduğunu ortaya koymaktadır. Kılıç Kökten 1961
de Yüksekova’ya yaptığı gezi sırasında yöredeki ilk
yerleşmelerin bu dönemde olduğu kanısına varmıştır.
Hakkari’yi de içine alan Doğu Anadolu’nun yüksek yaylalarında
yaşayan insan toplumlarına ilişkin ilk bilgileri M.Ö. 13
YY’a tarihlenen Asur yazıtlar’ ında elde edilmiştir. Asur Kralı
1.Salmanasların bir yazıtında Asur Kralıyla savaşan bazı
ülkelerden bahsetmekte ve Uriatri adı ilk kez geçmektedir. Yine
Asur yazıtlarında Kralın Uriatri adında 8 ülkeyi ele
geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu ülkelerin Van Gölü’nün güney
doğusundaki dağlık bölgesinde Büyük Zap suyu’nun yukarı
vadisinde olduğu sanılmaktadır. Bir başka Asur Yazıtı’nda bu
bölgeye “Nairi Ülkeleri”(Nehirler Ülkesi)adı verilmektedir.

Asur Yazıtları’nda belirtildiğine göre bu dağlık yöredeki
topluluklar M.Ö 2000’in İkinci yarısında birbirinden bağımsız
beylikleri biçiminde varlıklarını sürdürüyorlar. Bu durum M.Ö
1000’lere değin devam etti. Bunlara göre Van gölü’nün güney
doğusundaki dağlık yöre Kia ve Data (Na) adında Krallarca
yönetilen bağımsız birimler görünümdedir. Bu Kralların adları
Huri kökenlidir. Huriler ise Doğu Anadolu’nun en eski
halklarından biridir ve dilleri Urartular’la akrabadır. Adı
geçen Habuş Kia Krallarından bazen de Nairi halkların yaşadığı
anlaşılmaktadır. Merkezi Urartu Krallığı’nın ortaya çıkışı
öncesinden bu insanların pek çok beyin yönetimi altında çeşitli
aşiretler halinde yaşadıkları anlaşılmaktadır.
İlimizde 1997 yılının ilkbaharından merkez gazi mahallesinde
bir okulun hafriyatı sırasında bu döneme ait bir oda mezara
rastlandı. Prof. Dr. Veli SEVİM başkanlığındaki ekibin
çalışmaları sonucunda söz konusu oda mezarın Urartu krallığı
öncesine yani beylikler dönemine ait olduğu M.Ö.1100 yıllarıyla
tarihlenmiştir. 4.15x1.45 metre boylarındaki mezarda 15 kadar
insan iskeletine rastlanmıştır.
HAKKÂRİ’NİN KÜLTÜREL MİRASI
1-
BAY KALESİ
Şehrin güney tarafında, merkeze 7-8 km uzaklıkta bulunmaktadır.
Kale denizden 2025 m yüksekliktedir, sar ve dik kayalık bir tepe
üzerinde yer almaktadır. Kaleye hem kuzey taraftan,
hem
de güney taraftan tırmanarak çıkmak mümkündür.Günümüzde kuzey
tarafına yarıya kadar araba için yol açılmış olup,bundan sonrası
tırmanma yoludur. Bu kesimde kayalıklara basamaklar açılarak
merdivenler oluşturulmuştur. Bunlar çıkışı
kolaylaştırmaktadır.
Kalede
mimari doku büyük ölçüde tahrip olduğundan, bunları tam olarak
ortaya kuymak mümkün olmamıştır. Ancak en üst kesimde doğu batı
doğrultusunda moloz taşlar ve Horasan harcıyla tutturulmuş duvar
izlerine rastlanılmıştır. Etrafa dağılmış seramik
parçalarından demir çağından itibaren Orta çağ sonuna
kadar burada yerleşimin olduğu izlenilebilmektedir. Tuğla ve
seramikler dışında, üzerinde haç ve süslemeler olan bir taş
parçası ile kaya üzerinde kazınmış ter lala şeklindeki motifler
kalenin diğer kalıntılarını teşkil etmektedir. Tarihi
kaynaklarda Hakkâri Beylerinden Malik Bey’in Bay Kalesi’nde
hüküm sürdüğü belirtilmesi Hakkâri tarihinde buranın önemini
ortaya koymaktadır.
2-
ÇÖLEMERİK KALESİ
Hakkari’nin merkezinde kuzey-güney doğusunda uzanan,
yüksekliği yaklaşık 100-200 m civarında bir tepe üzerinde
kurulmuştur.
Kaleden günümüze birkaç, mahzen ve az duvar kalıntısı kalmıştır.
Bu nedenle mimari dokusu hakkında bir fikir ileri sürmek mümkün
olmamıştır. Ancak gerek Evliya Çelebi’den ve gerekse diğer
tarihi kaynaklardan ”ÇÖLEMERİK KALESİ ”nin mevcudiyeti
belirlenebilmektedir.
3-
ZEYNELBEY MEDRESESİ
Medrese, Hakkâri’nin Gülereş Baba Mahallesi’nde bahçeler
arasında dere kenarında yer almaktadır. Bugün büyük ölçüde
yıkılmış olan medrese Hakkâri Beylerinden aynı zamanda Kanuni
Sultan Süleyman ve II. Selim’in mazhariyetine nail olmuş, Zeynel
Bey tarafından yapılmıştır. Zeynel Bey,1560–1580 tarihleri
arasında Hakkâri Beyliği’nde kalmıştır. Muhtemelen Medreseyi bu
tarihler arasında yaptırmış olmalıdır. İranlılarla yapılan bir
savaş sırasında 1585 tarihinde Marend’de şehit düşen Zeynel
Bey’in naşı 1587 de Çölemerik’e nakledilerek kendi yaptırdığı
medresenin avlusuna gömülmüştür.
Medrese Kuzey-güney doğrultusunda 22.20x17.20 m Ölçülerinde
dikdörtgen bir alana oturulmaktadır. Bu gün büyük ölçüde
yıkıldığından kazı ve temizlik yapmadan planını tam olarak
ortaya koymak mümkün olmamıştır. Ancak ortada bir avlu ve bunu
dört tarafında sıralanan medrese odaları anlaşılabilmektedir.
Kuzey cephenin ortasından avluya girilmekte, giriş bölümünün iki
bölümünde köşelerde birer oda yer almaktadır. Bunlardan kuzey
batıdaki Zeynel Bey mezarının bulunduğu oda olabilir.
Ayrıca medresenin etrafında bazı süslemeli mimari parçalar ile
birçoğu kırılmış mezar taşlarına rastlanılmıştır. Medresenin
kazı ve restorasyon yapılması durumunda, Hakkari önemli bir
yapısına daha kavuşmuş olacaktır.
4- MEYDAN
MEDRESESİ
Hakkâri
Biçer mahallesinde bulunmaktadır. Vakıflar genel müdürlüğü
tarafından 1984 yapılan onarımdan sonra, sağlam ve ayaktadır.
Medrese
giriş kapısı üzerindeki kitabesinden H.1112,M. 1700–1701
tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kitabede kim tarafından
yaptırıldığı belirtilmemekle beraber, Hakkâri hükümeti( Sancağı)
nın o yıllardaki yöneticisi olan İzzeddin oğlu İbrahim bey
tarafından yapılmış olabilir. Medrese 23.40 mx18.25m dış
ölçülere sahip, kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Avlulu, iki
kapı ve iki kanatlı medreseler gurubuna girmektedir. Yapıya
güney cephenin ortasındaki bir kapı vasıtasıyla girmektedir.
Avlunun dört yanını iki kat halinde revaklar
bulunmaktadır. Alt kat revakları değişik şekillerle başlık ve
kaideleri olan sütunlara, ikinci kattakiler ise payelerle
oturmaktadır. Revak gözleri sivri kemerli, bölümleri ise tonoz
örtülüdür. Kapının üst kesimine dikdörtgen kitabe
yerleştirilmiştir. Kitabe, mermer üzerine işlemiştir diğer
cepheler, alt ve üst katlara açılmış pencereler dışında oldukça
hareketsizdir. Meydan medresesi, anıtsal yapısı düzgün kesme taş
işçiliği, içteki revaklı avlusu, kapısındaki süslemeleri ve iki
katlı planıyla Hakkâri’nin günümüze sağlam olarak gelmiş tek ve
en önemli anıtsal yapısıdır. Bunun aslına uygun restorasyonu
gerçekleştirilerek müze olarak kullanıma ve ziyaretçilere
açılması Hakkâri’ye kültürel katkı sağlayacaktır.
5-
ÜZÜMCÜ KÖYÜ ŞEYH ALİ CAMİİ
Hakkari merkeze bağlı üzümcü köyünün içerisinde yer almaktadır.
Merkeze 25 km uzaklıktaki köyü, Çukurca-Hakkari karayolundan 1
km lik stabilize bir yol ile ulaşılmaktadır. Cami batıdan doğuya
doğru eyim yapan bir araziye kurulmuştur. Aslında yapının üç
katlı olduğu ve bu üç katın değişik fonksiyonları içerdiği
anlaşılmıştır. Bu durumda zemin kat zaviye, orta birinci kat
medrese, üst ikinci kat cami olarak düzenlenmiştir. Hem camii,
hem medrese, hem de tarikat yapısı özelliği ile üç fonksiyonlu
bir yapıdır. Özellikle yörede caminin az bulunması nedeniyle,
bir Müslüman yerleşmesini işaret eden ve 1700’ lerde yapıldığı
tahmin edilen ve halen ziyaret edilen bir yapı olması önemini
artırmaktadır.
6- KIZIL
KÜMBET ZAVİYESİ
Gülereşbaba mahallesinde, mezarlığın bulunduğu sırtın güney
tarafından yer almaktadır. Gönümüzde yapı oldukça harap ve
yıkılmış haldedir. Kalan duvar kalıntılarında planının
belirlemek mümkün olmuştur. Yapı doğu batı doğrultusunda
dikdörtgen planlı olup, 16.50x11.80m dış ölçülere sahiptir.
Yapıya batı cephesinin kuzey köşesinden bir kapıyla
girilmektedir. Buradan doğuya doğru genişleyen bir hole
geçilmektedir. Bundan başka, kapılar hole açılan, doğu ve güney
tarafında dört oda yer almaktadır. Bu odalar kare ve dikdörtgen
külemalı bir özellik taşımaktadır.
7-KOÇHANİS
KİLİSESİ(KONAK)
Kilisenin bulunduğu konak köyü, Hakkari merkeze 18 km uzaklıkta
ve şehrin kuzey tarafında kalmaktadır. Doğu batı yönünde uzanan
ve içerisinde genişçe düzlüklerin ve kavaklıkların bulunduğu bir
vadi içerisindedir.1996 yılından beri köy meskun değildir. Köye
ulaşım kuzeybatıdan Berçelan yaylası eteklerinden stabilize bir
yol il sağlanmaktadır. Kilise köyün doğu tarafına vadiye hakim
noktada doğal kayalık bir platform üzerine
kurulmuştur.16.70x8.30m dış ölçülere sahip, doğu-batı ekseninde
dikdörtgen planlı bir yapıdır.
8-
HELİL KİLİSESİ
Hakkâri’ye 10 km mesafede anayol kenarındaki Helil mevkiinde
bulunmaktadır. Nasturilere ait olan yapının üzerinde kitabe ve
süsleme mevcut olmadığından, herhangi tarihte ve kin tarafından
yaptırıldığı belirlenememiştir. Kilise 6.70x13.70m dış
ölçülere sahip, doğu batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı
ve iki bölümden oluşmaktadır. Yapının tamamında taş malzeme
kullanılmış olup, dış cephelerde düzgün sıralı kaba yonu taşlar
görülmektedir. Yapı oldukça sağlam dıştan düz toprak dam
örtülüdür.
İNANÇ
TURİZMİ
1- HZ.SÜLEYMAN CAMİSİ
Hakkâri ili Çukurca ilçesi yol güzergahında Tiyar vadisinde
Meşeli köyünde bulunan ve Süleyman Peygambere ait olduğu rivayet
edilen türbe yerli ve yabancı ziyaretçilerin önemli uğrak
yerlerinden biridir.
2-SEYYİT TAHA-İ HAKKÂRİ MEZARI
Şemdinli ilçesi Bağlar köyü’nde bulunmaktadır.18.yy’ da yaşamış
büyük evliyalardandır. Şeyh Abdulkadir Geylani’nin 11.
torunudur. Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretlerinin
talebelerindendir. Mezarının bulunduğu Bağlar Köyü yurt içi ve
yurt dışından gelen sevenleriyle sürekli dolup taşmaktadır. Şeyh
Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinin on birinci kuşaktan
torunu olan Seyit Taha 18. asırda Anadolu da
yaşamış en büyük ilim ve tasavvuf alimlerindedir. Bağdat,
Süleymaniye, Kerkük ve Erbil gibi zamanın ilim ve kültür
merkezlerinden şöhretli alimlerden tefsir, hadis, fıkıh
gibi zahiri ilimlerle zamanın fen ve edebiyat ilimlerini
öğrendi. Seyyid Taha-i Hakkari
13.hicri asrın müceddidi olarak kabul edilen Mevlana Halid-i
Bağdadi’nin yanında seksen(80)gün özel bir öğretim geçirdikten
sonra kırk iki (42)yıl ilim talebelerine ve hak aşıklarına
dersler verdi, insanları irşat etti. O tarihlerde Nehri (Bağlar)
16000 civarında nüfus barındırıyordu. Cami, Medrese, han, hamam,
çarşı, dükkan, değirmen vb. yerleşim üniteleriyle nehri,
Şemdinli bölgesinin merkezi durumundaydı.
Seyit Taha-i
Hakkâri 1853 tarihinde Bağlar(Nehri) köyünde vefat etti ve aynı
yerde defnedildi. Ziyaretçilerden birisi de ta İstanbul’dan
gelerek kendisini ziyaret eden ünlü mütefekkir Şair Necip Fazıl
Kısakürek’tir. “Şayet burada ölürsem beni Seyit
Taha’nın yanında defnedin”diye vasiyet eden ünlü
şair,”Çile” kitabında şu beyte yer vermiştir :”
“İçtim Şemdinli dağlarının nur çeşmesinden
Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden” diyerek Nehri’nin
manevi güzelliğine dikkat çekmiştir.
3-ŞEYH ALİ TÜRBESİ
Merkez üzümcü köyü’nde bulunmaktadır. Şeyh Abdulkadir Geylani
Hazretlerinin Hocası olduğu rivayet edilmektedir. Mezarı kendi
adını taşıyan caminin hücresindedir.
4- ŞEYH NAZIR TÜRBESİ
Merkez Durankaya Beldesindedir. Her yıl, Şehit edildiği gün olan
28 Temmuzda türbesi ziyaretçi akınına uğramaktadır. Bizanslılar
döneminde Yöreyi fetheden İslam ordularının başındaki
komutanlardan olu burada şehit olduğu rivayet edilmektedir.
5- ŞEYH MUSA TÜRBESİ
Merkez ışık köyündedir. Kendi adını taşıyan caminin
hücresindedir. Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin babası Musa
Cengi Dost olduğu rivayet edilmektedir.
6- ŞEYH İSMAİL TÜRBESİ
Çukurca ilçesi Narlı köyündedir. Türbesi yöre halkı tarafından
ziyaret edilen ve saygı duyulan önemli bir ziyaretgâhtır.
7- SEYYİT ABDULLAH TÜRBESİ
Seyit Taha-i Hakkâri’nin amcasıdır. Türbesi Şemdinli Bağlar
köyünde bulunmaktadır.
8-
GÜLEREŞ BABA TÜRBESİ
Hakkâri Merkez Biçer Mahallesi’nde bulunmaktadır. Türbesi kendi
adını taşıyan caminin bahçesindedir. Yılın 365 günü ziyaret
edilen önemli bir ziyaretgâhtır.
KAMP-KARAVAN TURUZİMİ ( GÜNÜBİRLİK)
İlin kuzeyinden güneye geçen Zap suyu turizm açısından başlı
başına bir değerdir, Zap suyu kenarında su sporları ve su
avcılığı faaliyetlerinin gelişimine bağlı olarak kamp-karavan
turizmin ve günübirlik turizmin gelişebileceği düşünülmektedir.
Merkeze bağlı ve ulaşımın göreli kolaylığı dikkate alınarak
Berçelan Yaylasında da aynı turizm türlerinin gelişebileceği
varsayılmıştır.
1-
BERÇELAN YAYLASI
Berçelan Yaylası ve çevresi dağcılık, kayakçılık, trekking
(yürüyüş) olanaklarına, güzel peyzaja sahip bir alanıdır.
Berçelan Yaylası Hakkâri’ye 18 km uzaklıktadır İl merkezine
yakınlığı ve zengin doğa kaynaklarıyla öncelikle planlanacak
alanıdır.

Berçelan Yaylası civarında yer alan krater gölleri de çevreye
ayrı bir özellik katmaktadır. Bölge dağ yürüyüşü (doğa
yürüyüşü)ne elverişlidir.
Yörede dağcılık sporu içinde çok elverişli alanlar
bulunmaktadır. Tırmanışa elverişli dağlar dağcılık sporu ile
uğraşanların ilgisini çekmektedir. Ayrıca yörede kara avcılığı
olanakları da bulunmaktadır.
Berçelan Yaylası gelişme alanında Yayla turizmi, dağ turizmi
(kış sporları, dağcılık), kamp-karavan turizmi, av turizmi,
(Kara avcılığı) günübirlik turizm ve yürüyüş turizmi gelişmesi
beklenen turizm türleridir.
2-
CİLO YAYLALARI
Cilo
dağlarının bulunduğu bu alan diğer yaylalarda olan özelliklere
sahiptir. Cilo (Buzu) dağları dağcılık sporu için Türkiye’nin en
önemli
dağlarındandır. Sürekli karlı tepeleri, yüksek gölleriyle olağan
üstü güzelliklere sahiptir.
Cilo dağlarına Hakkâri (37km) ve Yüksekova ilçe merkezinden
büyük bölümünü araba ile bir kısmı da yürüyerek ulaşılmaktadır.
Türkiye’nin 3. yüksek dağı Ciloların en yüksek noktası 4168 m
ile Reşko duruğudur. Cilo dağları flora yönünden de zengindir.
Yaz aylarında bir tarafta buzul ve karlar diğer yandan çeşitli
çiçekler ve yeşil çayırlar görme olanağı vardır. Buraya özü ters
lale çiçeği bulunmaktadır. Yörede dağcılık ve kayak sporu
yanında zengin av hayvanları bulunduğundan avcılık olanağı
bulunmaktadır. Cilo Yaylaları gelişmesi de yayla turizmi
(kış sporları, dağcılık), av turizmi (kara avcılığı) ve yürüyüş
turizmi gelişmesi beklenen turizm çeşitleridir.
3- SAT
YAYLALARI
Sat
dağlarının bulunduğu bölgede Cilo dağları gibi karlı tepeleri,
buzul gölleri, yaylaları ve hırçın doğasıyla önemli doğa
güzelliklere sahip alanlardır.
Sat dağlarının en yüksek tepesi olan Samdi tepesinin yüksekliği
3818 m dir. Burada yer alan buzul gölleri genellikle donmuş
halde olup, yaz aylarında bir kısmı erimektedir. Krater gölü
olduklarından balık yoktur. Sat yaylaları gelişme alanları
çevresinde sat dağlarında geveruk vadisinde ve oramar (dağlıca)
bucağında prehistorik mağaralar bulunmaktadır. Bu mağaralarda
karlar üzerinde neolotik çağdan kaldığı sanılan kazıma resimler
vardır.
HAKKÂRİ VE BAĞLI İLÇELER
HAKKÂRİ MERKEZ İLÇESİ
Merkez ilçe
Zap vadisinin 3 km kadar batısında, yükseklikleri 3500 ile 4000
metreyi bulan Reşko, Cilo, Karadağ ve Sümbül dağları ile çevrili
bir alanda yar almaktadır. Bu alanın yüksekliği 1600 ile 1700
metredir.

Merkez ilçe güneyde Çukurca üzerinden Irak’a, Yüksekova
ilçesinden İran’a ve Başkalı üzerinden Van’a giden yollarla
çevre illere ve komşu ülkelere bağlanmaktadır. Merkez ilçenin
2000 yılı sayımına göre toplam nüfusu 77.532 kişidir. Bu nüfusun
58.145 kişisi ilçe merkezinde, 19.387 kişisi de köylerde
yaşamaktadır. İlçe merkezine bağlı Durankaya adında bir beldesi
ile 34 köy ve 138 mezra bulunmaktadır. Yüzölçümü 7121 metre
karedir. Doğuna İran, güneyde Irak devletleri ile komşudur. Ülke
içindeki sınırlarımızda ise kuzeyde Van ilinin Başkale, Gürpınar
ve Çatak ilçeleri, batı sınırımızda da Şırnak ilinin Uludere ve
Beytüşşebap ilçeleri ile sınır komşuluğumuz vardır. Kışı erken
gelir ve geç biter. Çok kar yağar. Yazları kısa sürer, sıcak ve
kurak geçer.
ÇUKURCA İLÇESİ
İlçede hangi
tarihte yerleşime geçildiği ve hangi toplulukların yaşadığı
kesin olarak bilinmemekle, ilçe, Urartu uygarlığının ilk
yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Abbasiler
bu küçük yerleşim yerini Mir denilen dini,
siyasi,
askeri otoritesi olan kişiler eliyle yönetmişlerdir. Selçuklular
döneminde Çukurca, İmadiye Beyliğine bağlanmıştır.
Selçuklulardan sonra Osmanlı döneminde Hakkâri Beyliğine tabi
olmuştur. 1880 yılında Şarki-Çal adıyla kaza teşkilatı kurularak
Van sancağına, 1890 yılında ise; tekrar nahiyeye dönüştürülerek
Hakkâri Beyliğine bağlanmıştır. Birinci dünya savaşında Ruslar
ve Nasuriler Çukurca’yı yakıp, yıkmışlar. Musul sorunu ile önem
kazanan Çukurca 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içerisine alınmış ve 1953 yılında ilçe
yapılmıştır. Eski adı Çal olan Çukurca Irak sınırının sıfır
noktasında 480 km2 yüzölçümüne sahiptir. Doğuda Yüksekova,
batıda Şırnak kuzeyde Hakkâri Merkez ilçe ve güneyde Irak
devletiyle çevrili bir ilçedir. İlçede 16. Yüzyıl Osmanlı
mimarisinin güzel bir örneği olan Emirşaban Medresesi vardır.
ŞEMDİNLİ İLÇESİ
Şemdinli’nin, tarih çağına Sümerler ve Akad’lar la girdiği savaş
sonunda hâkimiyet kuran Urartular ve Asurlar bölgede uzun süre
yaşamışlardır. Hz. Ömer devrinde İslam orduları bu bölgeyi
Müslüman bölgesine katmıştır. Yavuz Sultan Selimin 1514 yılında
Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı egemenliğine girmiştir. Rusların
1853 yılında Türklere savaş açması sonucunda, Dağıstanlı Şeyh
Şamil ile işbirliği yapan Şemdinli’li Seyit Taha düşmana karşı
cihad ilan etmiştir. Dört defa Rus işgaline maruz kalmıştır.
1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile Musul ve Hakkâri’nin
5 bölgesi sınır dışı kaldı. Nihayet Çölemerik (Hakkâri), Gever
(Yüksekova), Şemdinan (Şemdinli) ilçelerinden meydana gelen
Hakkâri vilayeti kuruldu. Cumhuriyet döneminde bir süre Van
vilayeti içinde kaldı. 4 Ocak 1936 tarihinde Hakkâri vilayet
olunca Şemdinli de tekrar Hakkâri’ye bağlandı. Derecik adıyla
bir beldesi mevcuttur. Tarihi taş köprü, Kayme Sarayı, Kelat
Sarayı ve Kara Kilisesi gibi tarihi ve turistik yerleri
mevcuttur. Seyit Taha-i Hakkâri Hazretleri isimli
zat bu ilçenin Nehri köyünde meftundur.
YÜKSEKOVA İLÇESİ
Yüksekova’nın tarihi M.Ö. 7000’lere değin uzandığı kesin olarak
bilinmektedir. Geverok vadisinde kayalara kazılmış bini aşkın
resim bulunmuştur. Bu resimler yapısal özellikleri nedeniyle
neolotik dönemde tarihlenmektedir. M.Ö. 1000’de ise yörede
Urartu uygarlığı yaşamıştır.
Eski adı Gever olan Yüksekova Kanuni Sultan Süleyman’ın
egemenlik yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Birinci
dünya savaşında Ruslar Yüksekova’yı işgal etmiştir. 5 Mayıs
1919’da yerli milis kuvvetleri ve şanlı ordumuz tarafından
Yüksekova kurtarılınca isyancı Nasturiler Urumiye bölgesine
çekildiler. 19. yüzyılda Van vilayetine bağlı Hakkâri
Livasının
kazası olan Yüksekova 1936’da ilçe konumuna getirilmiştir. İlçe
merkezinin eski adı Dize’dir.
Yüksekova ilçesi doğuda İran devleti ve Şemdinli ilçesi, güneyde
Irak devleti, batıda Çukurca ilçesi ve Hakkari ili, kuzeyde Van
ilinin Başkale ilçesi ve İran devleti ile çevrili ilimizin bir
Serhat ilçesidir. Esendere ve Büyük Çiftlik adında iki beldesi
mevcuttur.
HAKKARİYE ULAŞIM
|
OTO İLE HAKKÂRİ’YE ULAŞIM
|
Van - Hakkari arası yaklaşık 210 km dır. Yolu asfalttır
ve güzeldir. Bu yüzden hiç endişe etmenize gerek yok.
Erzurum-Ağrı istikametinden Erciş üzeri Van'a geldikten
sonra İpek yolunu takip ediyorsunuz. Van'ın sembolü olan
büyük beyaz bir kedi heykeli gördüğünüz göbekten
İran-Hakkâri yazan tabelayı görürsünüz. |
Bu istikamette ilerlerlerseniz Van Gölü, Star Vantur
otobüslerinin şubelerini göreceğiniz dört yoldan sağa
döndüğünüzde sizi Hakkâri’ye ulaştıracak yolun üzerindesiniz
demektir.
Diyarbakır-Bitlis-Tatvan veya Elazığ-Bingöl-Muş-Tatvan
güzergâhından Vana geliyorsanız. Van'ın Gevaş ilçesini
geçtikten sonra karşınıza üç yol çıkacaktır. Bu göbekten
sola dönmeden dümdüz ilerlerseniz
Van'a
girmeden direk Hakkari yoluna çıkarsınız. Yani en azından
bir 20-30 km kazançlı olursunuz. Bu yolun üzerinde Van'ın
şirin bir ilçesi olan Gürpınar'dan geçeceksiniz.
Unutmadan söyleyeyim yol boyunca çok muhteşem manzaralarla
ve şimdiye kadar görmediğiniz güzellikte bir çevreyle
karşılaşacağınızdan yanınıza fotoğraf makinenizi almayı
unutmayın. Yaklaşık 20 km sonra Zernek barajı civarında
olursunuz. Yol virajlı ve tepeli olduğundan biraz dikkatli
olmanızda fayda var. Göl kenarında özellikle bahar ve yaz
aylarında balıkçıların taze yakaladıkları tatlı su
balıklarından alabilirsiniz. Daha sonra Hoşap ilçesi gelir.
Bu ilçeyi de geçtikten sonra Başkale ilçesine doğru yol
alırsınız. Ancak 2710 m rakımlı ve 33 virajlar denilen çetin
bir rampa sizi bekliyor. Eğer yaz aylarında seyahat
ediyorsanız sorun yok ancak kış ayları ise mutlaka zincir
takmanız gerekiyor. Güzeldere geçidinden sonra Başkale
ilçesine ulaşırsınız. Başkale hemen hemen Hakkari ile Van'ın
ortası sayılabilecek bir yer. yani yaklaşık 90 km yolunuz
kaldı. Biraz sabredin daha bir şey görmediniz.
Başkale’den sonra Türkiye'nin en derin ve en uzun vadisine
gireceksiniz. Gerçekten doğal manzaralar muhteşem.
Hakkari'ye kadar yolda Zap nehri size arkadaşlık edecektir.
İlk tünelden geçtikten sonra sağ tarafınızda Zap'a dökülen
bembeyaz , gür bir akarsu göreceksiniz. Yazları genelde
mesire yeri olarak kullanılan Kırıkdağdır. Ve o gür su da
Cilo dağlarından gelmektedir. Bir tüneli daha geçip Hakkari
yol ayrımına geleceksiniz. Bundan sonra kısa bir tırmanış
var. (Uzundere geçidine göre). Ve son keskin virajı aldıktan
sonra karşınızda her tarafı muhteşem dağlar ve doğal
güzellikleri olan "Dağların kenti Hakkari" ye gelmiş
bulunuyorsunuz. Hoş Geldiniz.
Şırnak üzeri de Hakkari'ye gelebilirsiniz. Ancak bu yol Van
yoluna göre birazcık bakımsız ve virajlı olduğundan dolayı
eğer mümkünse kullanmamanızı tavsiye ederiz. |
|
OTOBÜS İLE HAKKARİ'YE
|
|
Hakkari'nin şimdilik kendi otobüs firması olmadığından
dolayı
Hakkari'ye Van aktarmalı olarak geleceksiniz. Best Van Tur
ve Van gölü firmaları Hakkari ve Yüksekova'ya seferler
yapmaktadır. Her gün Hakkari'den ve Van'dan sabah saat 8 de
öğlen 12-13 te ve akşam saat 17 de çalışmaktadırlar. Bunun
dışında Yüksekova'ya giden herhangi bir taşıtla Hakkari'ye
40 km kala yol ayrımında inip otostoplan Hakkari'ye
gelmenizde mümkün. |
|
UÇAK İLE HAKKARİ'YE ULAŞIM
|
|
Uçak
Van havaalanına kadar gelecektir. Havaalanına indikten sonra
Van otobüs terminaline gidin. Hakkari Van arası seyahat eden
Van Gölü, Star Van Tur, Van Seyahat firmalarından biriyle
Hakkari'ye gelebilirsiniz. Bu firmaların otobüsleri sabah
8,13 ve akşam 17'de Van'dan hareket etmektedir. Van'a saat
17'den önce gelmeye çalışın. Aksi takdirde otobüs
bulamayabilirsiniz. Hakkari-Van arası 205 kilo metredir ve
otobüsle yaklaşık |
İlimiz
hakkında geniş bilgi için
tıklayınız
|